MakinaTek dergisi, Türkiye makina imalat sektörünün gelişimine ve büyümesine katkı sağlamayı ana misyonu olarak görmekte ve sektörün gelişen profilini sergilemeyi amaçlamaktadır.

“Fabrikaları Daha Güvenli Hale Getiriyoruz”

Neil ENRIGHT, Rockwell Automation'ın Doğu Bölgesi Bölge Başkan Yardımcısı

Dünyanın en büyük otomasyon ve bilgi teknoloji şirketi Rockwell Automation’ın Doğu Bölgesi Bölge Başkan Yardımcısı Neil Enright ile Endüstri 4.0’ın otomasyona etkilerinden, AR-GE çalışmalarından ve Rockwell’e katacağı yeni bakış açılarından bahsettik.

Dünyanın her yerinde endüstriyel otomasyon sorunlarına çözüm üretiyorsunuz. Bunu nasıl başarıyorsunuz?

Rockwell Automation kendisini sadece endüstriyel otomasyon ve bilgi teknolojilerine adamış olan dünyanın en büyük şirketi. Müşterilerimizin daha verimli ve daha sürdürülebilir hale gelmesine yardımcı olacak ürün, çözüm ve hizmetler sağlıyoruz. Küresel otomasyon pazarında dünyanın tüm bölgelerinde farklı sektörlerden çok çeşitli müşterilere hizmet veriyoruz. 80’den fazla ülkede 22 bin çalışanımız var. EMEA bölgesinin bir parçası ve Rockwell Automation Türkiye olarak, küresel organizasyonumuz dahilinde projeler ve müşterilerimiz için çözüm sağlıyoruz.

Rockwell Automation, farklı coğrafyalarda tek bir fabrika ya da birden fazla fabrika olsun, üretim katından kurum seviyesine kadar ölçeklendirilebilir çözümler sunuyor. Anahtar teslim çözüm ve hizmetlerimizle, hem makine üreticilerine, hem sistem entegratörlerine hem de son kullanıcılara destek sağlıyoruz.

Komple bir tesis otomasyonundan yönetim bilgi sistemlerine kadar geniş bir yelpazeye sahip olan ürün ve sistem çözümlerimiz sayesinde, tüketici ürünleri imalatı ve ağır sanayi sektörlerinde hemen her türlü endüstriye çözümler sunabiliyoruz. Tüm bu sistem ve çözümleri bir araya getirerek bağlı çözümlerimizi sunuyoruz: Akıllı tabir edilen bu sistemler network üzerine bağlanarak hem veri aktarıp komut alabiliyor hem de veri temelli operasyonları iyileştiriyor.

Endüstri 4.0’ın Rockwell Automation’a etkileri neler oldu? Konu hakkında ne gibi adımlar attınız?

Rockwell Automation ürün, çözüm ve hizmetleri Connected Enterprise’ı hayata geçirmemizi sağlayan unsurlar. Endüstriyel Nesnelerin İnterneti alanında ülke ve sektöre göre değişmekle beraber birçok girişim var. Endüstri 4.0, Akıllı Üretim, Çin 2025 gibi farklı terminolojiler olarak duyuyoruz bu girişimleri. Rockwell Automation da müşterilerimizin ihtiyacına ilişkin derin uzmanlığımızı, Connected Enterprise’ı hayata geçirmek isteyen müşterilerimize somut kazançlar sağlayan çözümlerimizle birleştiriyoruz. Bunu da sağlam endüstriyel otomasyon mimarileri geliştirerek ve OT ve IT ortamlarının artan entegrasyonunu destekleyen güvenli ve emniyetli ağlarla birleştirerek yapıyoruz.

Rockwell Automation ürün, çözüm ve hizmetleri-aygıtlar, makineler, sistemler ve hatta kurum geneli ve devamlı büyüyen analitik çözümler de dahil – üretim ekosisteminin tamamını kapsar. Üretim katı verilerini Rockwell Automation Sherlock AI veya FactoryTalk Analytics for Devices kullanan kullanıcılar için Shelby ChatBot gibi teknolojileri kullanarak, iş zekası stratejileriyle entegre ediyoruz.

Sizce akıllı fabrikalara tam olarak ne zaman geçebiliriz? Çok konuşulan robotlar insanların yerine geçebilir konusu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Rockwell Automation olarak müşterilerimizin ulaşmaya çalıştıkları hedefleri belirlemek için onlarla birlikte çalışıyoruz. Hedefler hem sektörden sektöre, hem de aynı sektörde şirketten şirkete değişiklik gösteriyor. Hedef belirlendikten sonra müşteriyle birlikte onlara uygun bir uygulama planı belirliyoruz. Bu da müşterinin mevcut ve çalışır haldeki bir fabrikayı modernleştirmesine veya yeni bir fabrika inşa etmesine bağlı değişkenlik gösteriyor.

Doğal kaynakların kullanımı ve gıda üretimi açısından daha üretken, verimli ve sürdürülebilir hale gelmek için mevcut tüm araçları kullanmamız gerektiğine inanıyorum. Otomasyon, robotik, yapay zeka, bunlar bu tür araçlara birer örnek. İnsanoğlu geliştikçe, kaydedilen ilerleme hayatımızın her alanında önemli gelişmeler sağladı. Yine de yapmamız gereken, yeni teknolojilerin ve becerilerin entegrasyonunu yönetmektir. Bazı süreçleri otomatikleştirdiğimizde aynı zamanda başka yetkinlikler gerektiren istihdam yaratıyor ve bu şekilde gelişmeye devam ediyoruz.

Bu anlamda birçok alanda ciddi bir yetkinlik ihtiyacının olduğunu ve daha da büyüdüğünü görüyoruz. Nüfusun toplumun kalkınmasına katkı sağlayan anlamlı işlerde olmasını sağlamak için faaliyet gösterdiğimiz toplumlarda çalışmaları sürdürmeye devam etmeliyiz. Bu bazı alanlarda mevcut iş gücünün yeniden eğitimi ve yetkinlik kazandırılmasını gerektirecek.

Sanayide akıllı makine, sistem ve çözümlerin daha fazla kullanılmasıyla birlikte hem verimlilik hem de üretim kapasiteleri görünür şekilde arttı. Akıllı makinelerin güvenliğe olan etkisine baktığımızda, üretim artık akıllı makineler sayesinde daha güvenli hale geldi. Bir fabrika tasarlarken OEM’lerle birlikte, çalışanlar, veri ve ağ güvenliği konusunda güvenlik faaliyetlerini incelemek için aylarca çalışıyoruz.

Fabrikaları daha güvenli hale getiriyor ve bu analizlerle tüm muhtemel güvenlik açıklarını belirliyoruz.

Endüstri 4.0 konusunda devletlerin yeterli desteği verdiğini düşünüyor musunuz?

Connected Enterprise’ı hayata geçirirken çok geniş bir paydaş yelpazesinin konuya dahil olduğuna inanıyoruz. Belirli bir ülke özelinde konuşurken, o ülkenin hangi hedefe ulaşmaya çalıştığını anlamak çok önemli. O zaman istenilen hedeflere ulaşmak için tüm ilgili kişilerle çalışacağız.

Kurum kültürünüzden bahsedebilir misiniz?

Çalıştığımız yere bakılmaksızın, “Kapsayıcı Kültür” içinde faaliyet gösterdiğimizden emin olmakla her geçen gün etik bir şekilde çalışmaktan gurur duyuyoruz. Ethisphere tarafından dünyanın en etik şirketlerinden biri olarak tanınmaktan gurur duyuyoruz. Rockwell Automation’da “Kapsayıcı Kültür Yolculuğu” şirketin iş kolları ve faaliyetleri genelinde yönetilen program ve stratejilerden oluşan bir kültürel değişim girişimi. Bu girişimle kapsayıcılığın önündeki engellerle mücadele ettik ve süreçlerin tutarlılığını sağlamak ve bu alanda en iyi uygulamaları gerçekleştirmek için programı kurumumuzun faaliyetleri ve kültürü içine yerleştirdik. Bu yaklaşım daha kapsayıcı ve cazip bir iş ortamı yaratmamıza yardımcı oldu.

“Kapsayıcı Kültür” programımız tüm çalışanlarımızın tüm demografik gruplardan en iyi yetenekleri çekmeye, geliştirmeye ve bu kişileri şirkette tutmaya yardımcı olan kapsayıcı bir çalışma ortamında en iyi performansı göstermelerine olanak sağlıyor. Bu çalışma şirketimizi insanların çalışmak ve harika bir kariyer inşa etmek için heyecan duydukları bir şirket haline getirmemiz için şart. Bu aynı zamanda her bir çalışanın değişime öncelik etme sorumluluğu da olduğu anlamına geliyor. Ayrıca şirket olarak kapsayıcılık alanında yakın bir geçmişte Catalyst Award ödülüne layık görülmenin de gururunu yaşıyoruz.

Müşterilerinizin Endüstri 4.0 konusunda tutumu nedir?

Sizden bu alanda talepleri oluyor mu? Her müşteri ve sektörün farklı ihtiyaçları var ve farklı bir hedefe ulaşmak istiyorlar. Bizim çalışma biçimimiz müşterilerimizle birlikte Connected Enterprise yolculuğunu adım adım gerçekleştirmek. Daha önce de bahsettiğimiz gibi asıl konu müşterilerle birebir çalışarak yeterince erken bir noktada müşterinin neye ulaşmaya çalıştığını belirlemek ve onlara bu hedeflere ulaşmaları konusunda ürün, çözüm ve hizmetlerimizle yardımcı olmak.

Genelde müşterilerimiz bize belirli bir taleple gelir. Şu anda model beklentileri daha da geliştirmek ve müşterilerin sürdürülebilir bir şekilde üretkenlik ve verimi artırmasını sağlamaya dönüştü biraz. Bu gereksinim bazı yasal düzenlemeler ve rekabetçi baskılar gibi bir dizi nedene bağlı olarak daha belirgin hale geldi. Bu gelişmeler müşterinin lokasyonundan bağımsız. Müşteriye üretim süreçlerini uzaktan görüntüleyebilme yetkinliği kazandırarak ve uzaktan bu süreçleri yönetmelerine yardımcı olarak doğru ve gerçek zamanlı verilerle karar almalarına olanak sağlıyor.

AR-GE çalışmalarına ne kadar bir bütçe ayırıyorsunuz? Şimdiye kadar yapılan çalışmalardan bahseder misiniz?

AR-GE bizim DNA’mızda var. Rockwell Automation araştırma ve geliştirme faaliyetleri Connected Enterprise’ı hayata geçirmek için kullanılacak yenilikçi teknolojilere odaklanmıştır. AR-GE ekiplerimiz, iç iş stratejimize ve önceliklendirme süreçlerimize dayanarak teknoloji araştırması ve sunumu ile nasıl ilerleyeceğimize dair önerilerde bulunurlar. Odak her zaman müşterilerimiz ve onların ihtiyaçlarıdır.

Dünya hızla geliştiği ve değiştiği için, AR-GE yatırımları kritik öneme sahiptir; süreçlerin dijital olarak geliştirilmesi, verimliliğin artması ve üretim kayıplarını en aza indirilmesini sağlayan AR-GE çalışmaları büyük bir değişim ve fırsat yaratır. Ayrıca, bu alanda tamamlayıcı teknolojilere sahip şirketler ile ortaklıklar ve ilişkiler geliştirdik. CISCO ile olan stratejik ittifakımız ya da PTC ile yaptığımız son duyurumuz da bu ortaklıklara birer örnektir.

Rockwell Automation’a katacağınız yeni oluşumlar, yeni fikirler var mıdır?

Hedefimiz her zaman bölgemizdeki müşterilere odaklanmak olacak. Rockwell Automation otomasyon sektöründe küresel bir oyuncu olmanın faydalarını müşteriye aktarırken, müşterilerimizle her zaman yakın irtibatta kalmamız gerekiyor. Bu göreve geldikten sonraki ilk haftalarda tek yaptığım müşterileri ziyaret etmek, ihtiyaçlarını anlamak ve bölgede gelecekte elde edeceğimiz büyümenin temelinin her zaman müşterinin sesi olmasını sağlamak oldu.

Rockwell Automation’ın organizasyon yapısı ve dünyadaki yeri hakkında bilgi verir misiniz?

Görüşmemizin başında da belirttiğim gibi, Rockwell Automation kendisini sadece endüstriyel otomasyon ve bilgi teknolojilerine adamış dünyanın en büyük şirketi. Tüm teknolojilerimiz bu ana fikirle geliştiriliyor.

İki segmentte faaliyet gösteriyoruz; Mimari&Yazılım, Kontrol Ürünleri & Çözümler. Bu teknolojileri hem iç yetkinliklerimiz hem de PartnerNetwork program üyelerimiz aracılığıyla sunuyoruz. Partnerlerimiz, yerel hizmet ağımız ve küresel destek hizmetlerimiz sayesinde ürün ve hizmetlerimizi müşteri ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirebiliyoruz.

Kompleks fabrika otomasyonundan yönetim bilgi sistemlerine değişen ürün ve hizmet çözümlerimiz sayesinde, farklı sektör ve müşterilere tüketici ürün imalatından petrol ve doğalgaz gibi ağır sanayiye çözümler sunuyoruz.

Mimari ve Yazılım segmentinde ana ürün gruplarımız PLC/Process Control SCADA ve HMI sistemleri, motion kontrol, güvenlik ve sensörler, bilgi ve raporlama sistemleri, analitik yazılım, imalat yönetim sistemleri (MES) ve ağ ekipmanları.

Kontrol Ürünleri & Çözümler segmentinde endüstriyel bileşenlerimiz, alçak gerilim sürücüleri, orta gerilim sürücüleri ve akıllı motor kontrol (MCC) birimleri yer alıyor.

Rockwell Automation, Kuzey Amerika, Güney Amerika, Avrupa-Ortadoğu-Afrika (EMEA) ve Asya Pasifik olarak bölümlendirilen dünya otomasyon pazarına 80 ülkeden fazla konumdaki yerel organizasyonlarıyla hizmet sağlıyor. Rockwell Automation Türkiye de EMEA bölge yönetimine bağlı çalışıyor.

Türkiye için planlarınız neler?

Rockwell Automation Türkiye’de yatırım yaptı ve yapmaya da devam etme niyetinde. Türkiye’yi son kullanıcılar, sektörler, OEM’ler ve partnerler açısından son derece çeşitlilik sağlayan önemli bir pazar olarak görüyoruz. Türkiye bize geçmişte güçlü büyüme fırsatları sundu. Bunun gelecekte de devam edeceğine inanıyoruz. İstanbul Teknik Üniversitesi’yle (İTÜ) çok uzun süredir devam eden ve karşılıklı fayda sağladığımız bir ilişkimiz var. İTÜ, öğrencilerine Rockwell Automation’ın sunduğu en gelişmiş teknolojilerine erişim sağlıyor ve bize Türkiye’deki yeni nesil yeteneklere erişim sunuyor.

Her sektöre otomasyon anlamında ne gibi hizmetler sunuyorsunuz?

Otomasyon çözümleri portföyümüz genelinde hizmetlerimizi oluşturmak ve geliştirmek için çok çalışıyoruz. Bu daha çok pazarın ihtiyaçlarına bir karşılık olan bir şey, aynı zamanda yeni teknolojilerin potansiyeli ve yakınlaşması.

Bu süreç çoğu zaman hazır çözümlerden daha bağlı ve entegre, kolay izlenebilen, imalat ve tedarik zinciri süreçlerini görebilmelerine yardımcı olacak bir çözüme geçmelerini de içerir. Böyle sistemler şu gibi avantajlar sunar;

  • Gerçek zamanlı görüntüleme yetkinliği
  • Uzaktan destek
  • Üretim hattında hızlı ve kişiselleştirilmiş değişiklikler yapılabilmesi
  • Ürün takip edilebilirliği
  • Görselleştirme imkanı ve alanında en iyi uygulamaların modellenebilmesi

Birçok durumda, bu yeni üretim ortamının güvenlik konusunda yol açacağı karmaşık sonuçları nedeniyle, en iyi sonuçlar, çözümleri geliştiren ve kullanan şirketlerin uzun süreli bir ilişki içinde olması sayesinde elde edilebilir. Sistem entegratörleri ve OEM’ler gibi satıcılar, ilk sistem tasarımı, bakım, yedek parça ve hızlı müdahale sorun yönetimi gibi hizmetler de sunabilir.

Tesislerin çalışma şeklindeki değişiklikler, güvenlik ve emniyet gibi üreticinin diğer baskı noktaları için de bazı sonuçlar doğurur. İmalat sektöründe giderek daha karmaşık makinelerin üretimin diğer süreçleriyle iletişimde olması sonucu, artık her ölçekte üretici günümüzde bir uzmanlık alanı haline gelmiş olan güvenlik konusunda hizmet sağlayıcısı arıyor. Prosedürlere uygun güvenlik ekipmanı ve süreçlerin tasarlanmasında uzun süredir lideriz. Birçok güvenlik ürünümüzün yanı sıra, çok geniş bir yelpazede eğitim, danışmanlık ve küresel hizmetler sunuyoruz.

Bağlantının ve görselleştirmenin sektördeki yükselişinden etkilenen bir diğer konu olarak emniyet karşımıza çıkıyor. İnternet üzerinden aktarılan ve bazı durumlarda “bulutta” depolanan verilerde, hassas, iş açısından kritik bilgiler artık yalnızca fabrika kapılarının arkasında değil. Bu alanda en iyi uygulamaları geliştirmek için yıllardır dünyanın önde gelen güvenlik gruplarıyla yakın bir şekilde çalışıyoruz.

Müşterilerimize, yüksek teknolojili ve düşük teknolojili prosedürler, güvenlik önlemleri ve verilerini daha güvenli hale getirmeye yardımcı olan uygulamalar da dahil olmak üzere “derinlemesine savunma” yaklaşımı geliştirmelerine yardımcı olmak için hizmetler sunuyoruz.

Türkiye’de ağırlıklı olarak hangi sektörlere hizmet veriyorsunuz?

Türkiye çok cazip bir pazar çünkü sektörler çok çeşitli. Çok yüksek sayıda küçük makineler üreten firmalardan, karmaşık makineler üreten şirketlere kadar geniş bir OEM topluluğu var. Son kullanıcı alanında, otomobil, lastik ve tüketim ürünlerinin yanı sıra madencilik gibi ağır sanayilerin de olduğu çeşitli bir kombinasyon. Ayrıca, devam etmekte olan birçok büyük altyapı projesi var. Tüm bu unsurlar Türkiye pazarını son derece cazip hale getiriyor.