MakinaTek dergisi, Türkiye makina imalat sektörünün gelişimine ve büyümesine katkı sağlamayı ana misyonu olarak görmekte ve sektörün gelişen profilini sergilemeyi amaçlamaktadır.

Otomotiv Sektörünün Dünyadaki ve Türkiye’deki Değişimi

KPMG

Otomotiv sektörü, etki alanının genişliği ve diğer sektörlere olan etkisi ve katkısıyla modern ekonominin gelişiminde geniş ve önemli bir yere sahip. İnsan hayatını doğrudan etkileyen bir sektör olması sebebiyle ise, tüketicilerin talep ve ihtiyaçlarına uygun olarak sürekli bir dönüşüm halinde. Gerek büyük kentlerdeki trafik ve park yeri sıkıntıları gerekse artan maliyetler, tüketiciyi sahip olmak yerine mobilite çözümlere yönlendiriyor.

Tüm dünya sıfır kaza ve sıfır emisyon vizyonu dahilinde kapsamlı bir dönüşüm içinde ve gelişmiş ülkelerin art arda açıkladığı sıfır emisyon planları, otomotiv sektörünün geleceğini de doğrudan etkiliyor. Benzinli ve dizel araç kullanımını yasaklayacağını açıklayan ülkeler arasında İngiltere, Almanya, Norveç ve Fransa başı çekiyor. Son olarak dünyanın en büyük otomobil pazarı olan Çin de sıfır emisyon planını açıkladı. Bu vizyonun büyük bir değişimi beraberinde getireceğini görüyoruz.

Bağlanabilirlik Ve Dijitalizasyonun Gelişimi

Teknoloji ve ilaç endüstrisinin hemen ardından dünya ARGE yatırımlarının büyük bir bölümünün sahibi olan otomotiv sektörü, geleceği inşa etmek için sıra dışı bir faaliyet içinde. Üreticilerin sıfır kazaya ve daha az yakıt kullanımına yönelik çalışmaları AR-GE faaliyetleri içinde önemli bir yer kaplıyor. Teknoloji şirketlerinin sektöre girişi ve yarattığı yıkıcı etkiler inovasyon vizyonunu da değiştirdi ve otomotiv sektörü AR-GE faaliyetlerinin merkezine dönüştü. Şirketler için inovasyonun gücü rekabetin gücünü de belirliyor. Öyle ki, her bir otomobil şirketinin aynı zamanda bir teknoloji şirketi gibi davranması ve geleneksel üretimin, yeni trendlerle evrilmesi bir zorunluluk halini aldı. 2017 yılının öncelikli gündemi arasında yer alan elektrikli araçların geliştirilmesi 2018 için de öncelikler arasında yer alıyor. Giderek sıkılaşan çevresel regülasyonlar hibrit ve elektrikli araçların gelişimine hız kazandırıyor. Bağlanabilirlik ve dijitalizasyonun gelişimi, araçların aynı zamanda birer veri merkezi olacağını gösteriyor. Bununla bağlantılı olarak araç içinde üretilen verinin sahipliği ve kimin koruması/hakimiyeti altında olacağı önemli bir tartışma ve rekabet konusu olmaya başladı.

Otonom araçların geliştirilmesi için teknoloji firmalarının da pazara girmesi, pazarı belirgin biçimde ikiye ayırdı. Bir tarafta platform tasarımı ve üretimi, diğer tarafta ise otonom sürüşü ve iletişimi sağlayan teknolojik çözümler bulunuyor. Geleneksel firmalar ve teknolojik çözümler üreten otomotiv firmalarının yakın bir gelecekte bir ortak paydaya ulaşması bekleniyor ancak sektör evrimini şimdilik sürdürüyor.

Öte yandan otomotiv sektörü Endüstri 4.0 süreçlerini en hızlı benimseyen ve hayata geçiren sektörlerin başında geliyor. Sektör, nesnelerin interneti, robot teknolojileri ve özellikle yedek parça üretiminde bir devrim sayılabilecek 3D (katmanlı) üretim olanaklarını verimli bir biçimde kullanmaya başladı. Özellikle prototiplerin oluşturulmasında başvurulan 3D teknolojisi prototip maliyetlerinin yüzde 50’ye varan oranda düşmesini sağlıyor. Bu teknolojinin gelişmesiyle, işgücünün toplam üretim maliyetleri içindeki payının giderek düşmesi ve düşük işgücü maliyeti avantajının önemini kaybetmesi öngörülüyor. Genel anlamda ise akıllı üretim teknolojileri ürün tasarımının gelişmesi, geleneksel üretimin dönüşmesi ve tedarik zincirindeki verimsizliklerin giderilmesi anlamında sektörü kökten etkileyecek.

Değişen çevre koşulları ve bilgi teknolojilerinde yaşanan gelişmeler otomotiv sektöründe şiddetli bir rekabete yol açtı. Bu değişim otomotiv firmalarının ve lider otomotiv üreticisi ülkelerin faaliyetlerini gözden geçirmesine ve radikal kararlar almasına neden oldu. Türkiye otomotiv endüstrisi de bu değişimden etkilenip gelişiyor. Bu çalışmada, son yıllarda yerli otomobil üretme çalışmalarına hız veren Türkiye’nin, otomotiv sektöründeki gelişimi ve değişimi ile dünya otomotiv pazarındaki gelişmelerin Türkiye üzerindeki etkileri ve Türk halkının otomotiv pazarındaki satın alma tercihleri incelenmeye çalışıldı.

Türkiye’deki Otomotiv Sektörünün Gelişimi Ve Durumu

Otomotiv üretimi açısından son yıllarda yerli otomobil markası üretmek adına devlet tarafından yapılan araştırmalar da hız kazanarak belli bir noktaya gelmiştir. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından üretim yapabilecek yerli sanayici veya girişim gruplarına yönelik arayışlar sürmekle birlikte, Bakanlık düzeyinde ilk örnek ve tasarım çalışmaları devam etmektedir.

Her ne kadar dünyanın en büyük otomotiv şirketleri sadece 9 ülkeye ait olsa da küreselleşen dünya ile birlikte, bu şirketlere ait üretim dünyanın dört bir tarafında 20 ülkede gerçekleşiyor. Bu 20 ülke arasında yer alan Türkiye, şimdiye kadar kendi otomotiv markasını oluşturamasa da, otomotiv üretiminde, ekonomik büyüklüğe göre ülke sıralamasına denk bir şekilde kendisine yer bulunuyor. Dünya üretim sıralamasında, 2015 yılında önünde olan Rusya’yı 2016 yılında geride bırakarak 1 basamak ilerleyen Türkiye, 2016 yılı toplam dünya otomotiv üretiminde 14. sıraya yükseldi. (worldbank.org, 2017, p. 8)

Dünya sıralamasında 14. otomotiv üreticisi ülke olma başarısını gösteren Türkiye otomotiv endüstrisi, ürettiği otomotiv ürünlerin %77’sini ihraç ederek, sektörel bazda % 17’lik ihracat büyüklüğü ile Türkiye’nin ihracat alanındaki en büyük sektörü olmayı başardı. (worldbank.org, 2017, pp. 22,23)

Türk otomotiv endüstrisi 2016 yılı perakende satışları açısından incelendiğinde; Alman menşeli firmaların (Volkswagen, Opel, Mercedes-Benz, BMW, Audi) yaklaşık %32’lik satış oranı ile pazarda birinci, Fransız menşeli firmaların (Renault – Dacia dahil-, Peugeot, Citroen) yaklaşık % 26’lık satış oranı ile ikinci sıraya yerleşerek pazarın yarısından fazlasına hakim oldukları ve Türkiye Otomotiv Pazarına hâkim oldukları görülüyor.

Yatırım Teşvik Sisteminde ‘Öncelikli’ Olarak Değerlendirilen Otomotiv Sektörü Yatırımları

Ekonomi Bakanlığı verilerine göre son 10 yılda otomotiv sektöründe yatırım teşviki için düzenlenen belge adedi 2017 yılında büyük bir çıkış yakaladı. 2017’nin 10 ayında 170 adet yatırım teşvik belgesi verildi ve son 10 yılın zirvesine oturdu. Belge adedi yüzde 70’e yakın bir oranda artmasına rağmen toplam yatırım tutarı, 10 aylık verilerle 2016 yılı toplamına yakın izleniyor. Son 2 ayda verilecek belge sayısı ve yatırım tutarı bu rakamı değiştirebilir. 2017’nin 10 ayında yapılan yatırımın, 1 milyar 658 milyon TL’si yabancı, 2 milyar 103 milyon TL’si yerli yatırımlardan oluştu. 2017 yılı belge adedindeki yükseliş, son 10 yılda sektöre yapılan en büyük yatırımların 2013 yılında gerçekleştiği sonucunu değiştirmedi. Belge sayısının artışında bölgesel teşvik uygulamaları kapsamındaki bazı yatırımlar için yerel birimlere başvurunun olanaklı hale gelmesinin etkili olduğunu düşünüyoruz.