İzmir Bilimpark

🔍

"İZMİR'DEN BEYİN GÖÇÜNÜ ENGELLEMEK İSTİYORUZ"
İzmir Bilimpark Genel Müdürü Dr. Özge Buyurgan ile teknokentlerin geleceğini, İzmir'e olan ilginin boyutunu ve Bilimpark'ın sağladığı avantajları konuştuk.

İzmir Bilimparkı’n sağladığı avantajlar nelerdir?
İzmir Bilimpark 2013 yılında kuruldu, 2015 yılının sonunda faaliyete geçti şu anda İzmir'de 4 teknoloji geliştirme bölgesi var bunlardan ilk ve tek vakıf tekno¬kenti konumunda. Vakıf üniversitesi teknokenti biziz. Başka yok. Zaten İzmir’de kurulan ikinci teknoloji geliştirme bölgesiyiz bu yıl itibariyle. İzmir Ekonomi Üniversitesi teknokentiyiz, bizim büyük kurucu ortağımız Ekonomi Üniversitesi. Diğer teknokentlerden ne farkınız var derseniz ben size ticarileşme sistemimizi anlatarak, bunu açıklayabilirim.

Ekonomi üniversitesinden aldığımız akademik bilgi kaynağını, oradaki teorik akademik bilgiyi AR-GE'ye dönüştürmek üzere bir araştırma yeteneği ka¬zandırmayı amaçlıyoruz. Bu aslında ekosistemin çok önemli akademik bilgi kaynağı ayağı. Sonrasın biz burada firmalarımıza, AR-GE ve girişimcilerimize hizmetler veriyoruz teknolojilerini geliştirmeleri anlamında. İzmir'in Menderes ilçesinde OSB'nin içerisinde yer alıyoruz. Havaalanına 18 km, şehire de 30 km uzaklıktayız. Organize sanayi bölgesi içerisinde olmanın da çok fazla avantajı var. Burada 300’den fazla aktif sanayi kuruluşu var ve üretim yapıyorlar. Bizim de burada firmalarımız, atölyelerinde üretim yapıp, AR-GE'lerini burada ya¬parak saha avantajı sağlayabiliyorlar. İş birliği sağlanıyor buradaki firmalarla teknokentteki firmalar.

AR-GE’ye de meraklı çok fazla sanayi firması var, onlarla biz üniversitenin akademik kaynaklarını buluşturmak için bir arayüz oluşturuyoruz, bilgilendirme toplantıları dü¬zenliyoruz. Firmalarımızı ve akademisyenlerimizi buraya çağırıyoruz. Girişimcilerimiz var kuluçka merkezinde. On¬lar hem fikirlerini ticarileşmeye dönüştürecek adımlarını burada atıyorlar. Bir yıl boyunca biz onlara tüm girişimci¬lik eğitimlerini, iş modeli nasıl kurulur, şirket nasıl kurulur, iş modeli nasıl yapılır, ticarileşme sürecinde nelere dikkat edilmesi gerekiyor, yatırımcı desteği mi var, hibe desteği mi var, patent başvurusu çıkabilir mi, bir destek prog¬ramına TÜBİTAK, KOSGEB, Avrupa Birliği programında projelere başvurup oradan bir maddi kazanç sağlanabilir mi ya da uygun bir yatırımcı bulunabilir mi, bunlarla ilgili proje pazarları da düzenliyoruz. Bu konularda İzmir Ekonomi Üniversitesi'ndeki teknoloji transfer ofisinden destek alıyoruz.

TTO'muz da üniversite çevresinde bir yapı ama bizim de protokolle üniversitenin teknoloji transfer içinde. Orada 5 farklı modül var farkındalık, tanıtım, destek programları, üniversite sanayi iş birliği, patent, marka¬laşma süreci, girişimcilik, bu konulardan gerek girişimci¬lerimizin, öğrencilerimizin, gerek AR-GE firmalarımızın, gerek de sanayiden bize gelen taleplerin harmanlan¬ması ve ortaya artık akademik destekli, kendisine hibe bulmuş, patent başvurusu, faydalı model başvurusu yapılmış, yüzü ticarileşmeye dönük projeler için bir ekosistem oluşturmaya çalışıyoruz, bir bağlantı kurmaya çalışıyoruz. Yani burada salt amacımız bizim sadece ofislerimiz dolsun olamaz. Hiçbir teknokentin olamaz. Biz burada giren firmaya ne katabiliyoruz, ihracat yap-tırabiliyor muyuz, cirolarını arttırabiliyor muyuz, AR-GE personellerini arttırabiliyor muyuz, onlara uluslar arası ortak bulabiliyor muyuz, Avrupa Birliği, TÜBİTAK projele¬rini hazırlayabiliyor muyuz, onları nasıl şirket anlamında nasıl geliştirebiliriz, katkı sağlayabiliriz daha doğrusu, bu konuyla ilgili destek veriyoruz zaten, buradaki pa¬rametreler bizlerin, tüm teknokentlerin, Türkiye’deki teknokentlerin değerlendirildiği bir performans endeksi var. Bunlar teknokentlerin başarılarını da belirliyor bir yandan. Orada 65 ayrı gösterge var, her yıl bizim bakan¬lığa verdiğimiz raporda bunların içerisinde girdi, faali¬yet, teşvik, AR-GE personeli sayısı, proje sayısı, ihracat tutarları, AR-GE gelirleri ve giderleri, patent başvuruları, devletten alınan destek miktarları bunlar hep yıl sonun¬da bizim bakanlığa firmalarımız adına, kendi adımıza rapor ettiğimiz veriler. Biz bu veriler de teknoloji bölge¬leri geliştirme zirvesinde bakanın açılış konuşmaları ve ödülleri sunuşlarıyla tüm teknoknetlere dağıtılıyor.

Bu sene 6.ncısı düzenlendi Ankara’da ve biz ilk defa bu değerlendirme parametresine girdik yaş itibariyle ilk defa erken aşama teknoloji geliştirme bölgeleri kategorilerinde ilk defa girdiğimiz yarıştan da ödülle döndük. 2. olduk erken aşama teknoloji geliştirme bölgelerinde. Birinci İstanbul Teknoloji Geliştirme Bölgesi oldu, üçüncü de 9 Eylül Depark oldu. Bu bizi çok mutlu etti, aynı zamanda motivasyonumuzu arttırdı. İlk yılında ödülle dönmek, yüzümüzü güldürdü. Firmalarımızın da motivasyonunu artırdı. Bizim burada firmalarımıza dokunabildiğimizi, yani onları geliştirmek üzere desteklediğimizi gösterdi. Bundan sonra hedefimiz daha da yüksek.

Sadece yer sağlamak dışında bir fayda sağlamış olduk. Çünkü tüm teknokentler zaten size ofisinizi verir ve ka-nunlarla, yönetmeliklerle tüm prosedürler, süreçler bellidir. Çünkü hepimiz aynı raporu veriyoruz, aynı denetimlerden geçiyoruz, bakanlığın portalına aynı verileri giriyoruz, do¬layısıyla burada yaratacağımız fark, buradaki firmaya ya da girişimciye dokunuş biçiminiz, yani derdinden anlamak. Biz daha özel iletişim kurmaya çalışıyoruz, çünkü burada 30 ofis var ve kuluçka merkezimiz var, kuluçka merkezinde 15 şirket, 20’den fazla ön kuluçkada girişimcimiz var. Yine ofislerimizde de AR-GE firmalarımız var. Şu anda 42 firmayla yolumuza devam ediyoruz ve kalabalık, çok firmalı büyük teknokentlere nazaran, -tabii ki oradan da çok güzel işler çı-kıyor- ama biz burada girişimcimiz ile birebir, firmamızın bir sorunu varsa birebir görüşerek yani daha butik bir hizmet vererek hareket etmeye çalışıyoruz.

Böyle olunca da başarı biraz geliyor, göz kırpıyor, güzel de sinyaller alıyoruz özellikle İstanbul’dan bu aralar çok fazla talebimiz var.

BİZİM DERDİMİZ İZMİR
İstanbul’da da bir beyaz yakalı göçü başlamış durum¬da aslında bu bizim de tam derdimiz olan nokta biz de İzmir'den dışarıya olan beyin göçünü engellemek istiyoruz. Burada bir iş alanı oluşturun ki gitmesinler. O yüzden gidiyor adımızda da İzmir var bizim, İzmir Bilim Park, İzmir Ekonomi Üniversitesi yani bizim derdimiz hep İzmir oldu. Biz şimdi hedefimize ulaşmış gibiyiz, dışarı¬dan, İstanbul’dan firmalar ağırlıklı tercih ediyor, özellikle bina da Norveçli mimarların tasarladığı havadar, yüksek tavanlı yani bu da firmaların çok hoşuna gidiyor, şu anda İstanbul'un keşmekeşi, iş yoğunluğu bunaltmış durum¬da. Bu da bu anlamda daha ferah, rahat özel bir ortam yaratmaya çalışıyoruz. Sanayinin kalbindeyiz, artık zaten yüzümüzü daha da sanayiye döndürmemiz gerekiyor. AR-GE projelerinin bir ürün olarak, ticari olarak çıkıp, hat¬ta ihracat yapabilme potansiyeline dönüşmesi gerekiyor, asıl dert bu olmalı. Yoksa kime rastlasanız bir projesi var, projesi olmasa bir fikri var. Bizim asıl derdimiz bunun üretim yönünü, yani o üretim damarını kuvvetlendirmek ki bunu da gösterdik. Şu andaki ihracat tutarımız total olarak, 2017 yılında AR-GE projelerinden elde ettikleri 2.5 milyon Türk Lirası. Firmalarımızın ciroları keza aynı şekilde 30 milyonu aşmış durumda.

GELİŞEREK VE GELİŞTİREREK YOLUMUZA DEVAM EDİYORUZ
Personel sayımız 151’i aşmış durumda. Buradaki firmalar, kendi projelerinde görevlendirmek üzere AR-GE personel¬leri istihdam ediyorlar. Personel burada çalışıyor fiziksel an¬lamda ve burada çalışan personelin SGK prim desteğinin %50’sinden muaf oluyor.

Dolayısıyla burada bizim mühendislerimiz hem çok kıy¬metli hem de burada zamanlarını, öğle aralarını kaliteli geçirebilmeleri için şimdi yeni bir proje başlattık. Alt katı¬mızı komple bir sosyal tesise dönüştüreceğiz. Spor aletleri, video games, langırt, tabu gibi aktivitelerle sosyal ortamı da arttırmak istiyoruz. Çok güzel planlarımız var. Daha yola yeni başladık aslında ve bu yolda da ödül bize güzel bir tat kattı. Daha da gelişerek, daha da geliştirerek devam etmek istiyoruz yola.

Genç girişimcilere ne gibi imkanlar sunuyorsunuz?
İzmir Ekonomi Üniversitesi aslında girişimcilik vizyonu üze¬rine kurulmuş bir üniversite ve içerisinde 8 fakülte, 4 mes¬lek yükse okulu, araştırma merkezi ve şimdi Tesla adında bir laboratuvar kompleksi oluşturuldu. İçerisinde 13 farklı birim var. Bizim orada yetişen öğrencilerimiz de aslında vizyonundan ötürü girişimcilik ne demek bilerek, buna ilgi duyarak geliyorlar ve bizim teknoloji transfer ofisimizden yararlanabiliyorlar. Öğrenci olsun olmasın, yani herkesin aslında şimdi ben ne yapacağım, nereye gideceğim, kimin kapısını çalacağım dediğinde çalacakları kapıyız biz. Sade¬ce Ekonomi Üniversitesi'nde okuması gerekmiyor, dışarı¬dan gelen öğrenciler de gelebilir. Bizim farklı üniversitelerden alıp burada kuluçkada şirket¬lerini kurup ticarileştirdiğimiz çok öğrencimiz var.

ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞ BİRLİĞİNİ ÇOK SEVİYORUZ
Girişimcilerinize sunduğunuz hizmetler nelerdir?
Siz ne yapacağınızı bilmiyorsunuz, sadece bir fikriniz var, geliyorsunuz bize, biz önce sizi dinliyoruz. Yani bu fikir nasıl projelendirilir, önce ona çalışıyoruz. Buna bir gelir modeli, bir iş planı çizilmesi, başlangıcı ile bitişi belli olan bir akış içerisinde, hedefleri olan, kilometre taşları olan bir proje haline getiriyoruz. Hazır projesi varsa zaten başvurusunu yapıyoruz ve bu kuluçka merkezimize girdiği andan itibaren, onlara eğitimler düzenliyoruz. Bu eğitimler kur kur oluyor, 10 eğitim 1 dönem, 10 eğitim diğer dönem ve inovasyon nedirden başlayıp, şirketler nasıl ayrı hesaplarını tutmalıdıra ka¬dar devam eden, pazarlama, strateji, girişimcilikle ilgili, AR-GE dünyasıyla ilgili bir eğitim düzenliyoruz. Burada sürekli üniversitemizin eğitiminden destek alıyoruz. Hocalarımızdan da yardım alıyoruz, eğer öğrencilerimi¬zin talepleri varsa, onlara üniversitelerden hocalarımızı mentor olarak atıyoruz. Yine eğer sanayiye yönelikse bir sanayiciyi mentor olarak atıyoruz.

Mentorluk sisteminiz nasıl ilerliyor?
Hem üniversite hem de sanayi anlamında, hocalarımızın da yüzü her zaman sanayiye dönük olmuştur. Çok fazla üniversite-sanayi iş birliği projesi yaptık hatta teknoloji transfer ofisi hizmetlerinden faydalanarak genel sıralamada Türkiye’de 1. sıralardayız. Dolayısıyla üniversite sanayi iş bir¬liklerini de çok seviyoruz. Hocalarımızın, öğrencilerinin bi¬tirme projelerinde AR-GE’ye, sanayiye yönlendirmelerinde de destek olmaya çalışıyoruz. Yine üniversitenin staj mer¬kezini buradaki firmalarımzdan, yine mezunlar derneğini buradaki firmalarımıza açıyoruz. Bizim yazılım mühendislik alanımız çok kuvvetli üniversitemizde.

Öğrencilerimize de girişimcilerimize de eğitimden ge¬çirdikten sonra burada kuluçkamızda bir yıl süreleri var. Şirket kurma işlemlerini de tamamlıyoruz. Eğer talepleri varsa onları yatırımcıyla buluşturuyoruz, onları yatırım-cıya hazırlıyoruz, proje pazarları düzenliyoruz, projede başvurulabilecek destek mekanizması tanımlıyoruz, on-lara KOSGEB, TÜBİTAK gibi. Bir maddi gelir talepleri varsa onları da değerlendiriyoruz. Sonrasında burada bir yıl boyunca takip ediyoruz. Destek olmaya çalışıyoruz. Tek¬nolojik ürün geliştirme programı düzenlemiştik, ilk THY ile düzenledik. THY ile Ekonomi Üniversitesi'ni marka değeri olarak yan yana getirdik ve derdimiz THY'nin be¬lirlediği öncelikli alanlarda fikirleri, projeleri, yine THY'nin kullanımına sunmak üzere toplamak ve çağırmaktı. Bunu ilk biz yaptık İzmir genelinde, çok da fazla başvu¬ru aldık. IoT, yazılım, tanıtım gibi böyle değişik alanları vardı THY'nin ve 120’den fazla başvuru aldık. Sonra bir jüri oluşturduk, burada THY'nin yönetim kurulu üyeleri, üniversitemizin rektör yardımcılarının, hocalarımızın oluşturduğu bir jüri ile bu projeleri değerlendirdik. Bir aylık süre içerisinde başvuranlara burada yine eğitimler verdik. İlk elemeden sonra bir aylık eğitim sürecinde kampa girdiler, sonrasında tekrar bakıldı her birine birer mentor atandı. Hem THY’den, hem üniversiteden ya da akademik bir sektör temsilcisi mentoru, bu çok da iyi oldu; THY ihtiyacına göre projeyi yoğurabildi ve değer¬lendirdi. Bu programın sonunda, kazanan 1. 2. 3. belir¬lendikten sonra bir girişimcimizi THY ile buluşturduk ve onlar şu an "bussiness classta" kahvelerini 3D yazıcıda değişik desenlerle basma projelerini eşleştirdik. Bu çok hoşumuza giden bir durum oldu. Girişimcinin fikrine müşteri bulduk. Enerji alanında belirli projelerden çağrı istedik, yine aynı THY ile yaptığımız programı ENERJİSA ile yaptık. Şimdi Turkcell ile başlattık.

Yurtdışı ile bağlantılı çalışmalarınız var mı?
Aslında şu an yok fakat bu konu ile ilgili görüşmelerimiz var, temaslarımız devam ediyor. Uluslararası hızlandırıcılar var, kuluçka programları var, devlet tarafından bütçelendirilen kuruluşlarla çalışmalarımız var. Biz de artık altyapılarımızı bu yönde, uluslararası ağı ve iletişimi geliştirecek çalışmalarımıza başladık.

Girişimciler geliyor, kuluçka dönemi geçiriyor, şirketleştiriyor, fakat işler yolunda gitmeyince neler yapıyorsunuz? Nasıl destek veriyorsunuz?
Önce problemin adını koymaya çalışıyoruz ki aslında en zor kısmı bu. Dünyanın en iyi ürününü de çıkarsanız, sata¬mazsanız hiçbir şey yapamazsınız. Şirketler para kazanmak için kurulur.

O yolda sorun ne peki? Ürün çok iyi fakat satamıyor muyuz, pazarlayamıyor musunuz, pazarında mi bir sıkıntı var, rakibiniz kim onlar neler yapıyorlar, yazılımcı mı eksik, pazarlamacı mı eksik, sorun ne önce onu oturup belirliyoruz. Sonrasında da tüm kuvvetlerimizle destek olmaya çalışıyoruz. Pazarda dışarıdan bağlantılar için sektör temsilcilerinden destek alıyoruz, paraysa he-men bir destek programına ya da bir yatırımcıya baş-vuruyoruz, insan kaynağı ise onla ilgili üniversitelerden mezunlar derneğinden stajerler almaya çalıyoruz.

BİR FİKRİNİZ VARSA BURADA TÜM DESTEKLER VERİLİYOR
Aslında buraya geldiğinizde iyi bir fikriniz varsa burada tüm destekler veriliyor. Tüm bilgi kaynaklarımızı, ticari kaynaklarımızı, insan kaynaklarımızı kullanmaya çalışıyo¬ruz. Mesela çok güzel etkileşimlerde oluyor, girişimcileri¬mizden, ön kuluçkadaki öğrencilerimizden bizim yazılım firmalarımızla beraber çalışıyorlar ya da iki firma burada birlikte de iş yapabiliyorlar. Bu arzu ettiğimiz bir şey hem firmalar arasındaki etkileşimi ve enerjiyi yükseltiyor hem de beraber üretmenin keyfine varıyoruz.


Firmalar genellikle yazılım ağırlıklı mı?
Tüm teknokentlerde olduğu gibi teşviklerin onlara çok avantaj sağladığı için bizde de evet yazılım ağırlıklı ki Türkiye'de artık KDV ve personel indirimi ile bakıldı¬ğında eğer teknokent dışında bir yazılım firmasıysanız 3-0 geriden başlıyorsunuz. Dolayısıyla bizde de yazılım firmaları çoğunlukta ama gıda, makina, enerji, sağlık alanlarında ciddi işler yapan peşpeşe güzel projeler biti¬ren firmalar mevcut.

Örnek verebileceğiniz projeler var mı?

Mesela SK Teknoloji bizim ilk firmalarımızdan onlar bu¬rada yürüttükleri projelerle Sağlık Bakanlığı'ndan ihale ka¬zandılar. Şu anda aile hekimlerinin kullandığı antibiyotik kullanımına dikkat çekmek için bir kampanya var, ufak testler var çok hızlı doktorların yaptığı, virüs mü mikrop mu ona göre antibiyotik yazacak mı yazmayacak mı? O proje bilim parktan çıkan bir proje. Yine burada olup, bizim başarı hikayelerimizden olan akademisyen firma¬larımız var onlar da çok güzel projeler çıkarttılar. BRM teknoloji firmamız var onlar da yine üretimlerini bölge içerisine aldılar, personelleri de burada çalışıyorlar 4-5 proje sonra ihracatlarını arttırıp personellerini arttırdılar, yurtdışı ortaklı bir firma. Yine burada kuluçka merke¬zimizde 4 firmamız, TÜBİTAK 1512 desteği ile ciddi bir hibe desteği aldı.

Uptech Labs var yine bizim başarı hikayelerimizden biridir, ön kuluçkadan itibaren ilgilendiğimiz ve sonra¬sında TÜBİTAK 1512 kazanan Smart Guard projesi ile led ışıklarla bitkilerin gelişimini inceleyen, ledde de bitki büyümesini sağlayan bir projeydi.
Bir bitirme projesi olarak başlayıp, geliştirerek şu an aka¬demisyen ortaklı bir şirket sonrasında da TÜBİTAK 1512 aldı ve sonrasında çeşitli yarışmalardan ödülle döndü.

Endüstri 4.0 ile ilgili çalışmalar var mı?
Var, şöyle zaten bizim öncelikli alanlarımız “akıllı” yani akıllı sağlık, tarım, enerji, şehir ekipmanları. Bizim önce-likli alanlarımız IoT alanları. Alberto diye bir şirketimiz var onlar da birbiriyle konuşan akıllı ev teknolojileri ekip-manları ile ilgili projeler geliştiriyorlar ve güzel sonuçlar elde etti. Hem de yine uluslararası iş birlikleri alanında da desteklendiler. IoT ve Endüstri 4.0 öncelikli alanları¬mızdan biri.